MEDENİYETLER HAKKINDA
Her kültürün
kendi medeniyet algısı vardır. Medeniyet algıları doğrultusunda oluşturdukları
veya oluşturmaya çalıştıkları yaşam biçimleri vardır. Bu medeniyet algısını temelini
din oluşturmuş ve zamanla tarihi, coğrafyası, jeopolitik konumu, hukuku,
siyaseti, müziği, yemeği vb. etmenler şekillenmiştir.
Medeniyetler
arası etkileşim her zaman olmuştur ya da olmayacağa devam edecektir. Örneğin;
yazı yazmak için ilk olarak Mısır’da Cyperius (papirüs) olarak kullanılmış daha sonra bugün
kullandığımız kağıt hamuru M.S. 105 yılında Çinli bir saray görevlisi
tarafından bulunmuştur. Önce Talas Savaşı ile Arap Dünyası’na oradan da tüm
dünyaya yayılmıştır. Medeniyetler kağıtları geliştirip çeşitli türlerini bulundu.
Medeniyetler arası etkileşim gelişmeye katkı sağlar.
Medeniyetler arası etkileşimi yanlış
anlayan ve yanlış yorumlayan insanlar ile karşılaşıyoruz. Bir insan önce kendi
medeniyetini iyi öğrenecek ardından diğer medeniyetler olan biteni araştırıp harmanlayıp yeni şeyler keşfetmeye açık olacaktır.
Özellikle kendi ülkemizde bu yöntemi kullanan insanlar maalesef az sayıda.
Çünkü; insanımızın çoğu Batı Medeniyeti özentisi olmuş durumda. Kendi
Medeniyeti’ni yok sayan Batı Medeniyeti’ne adeta tapan insanlar çok fazla.
Medeniyet algılarını Sanayi Devrimi ile başlatan mı dersin Rönesans olmasaydı
hiç algı olmazdı diyen mi dersin Reform’la gelişti dünya diyen mi dersin? Peki;
bizim medeniyetimiz yok mu? Her şeyi Batılı bilim insanları mı buldu? Örneğin;
atomun parçalanabileceğini ilk söyleyen 700’lü yıllarda yaşayan Cabir bin
Hayyan’dır; dünyada ilk göz ameliyatını 900’lü yıllarda Zekeriyâ er-Râzî’dir; 950’li
yıllarda yaşayan İbnül Heysem karanlık odayı bulmuş “Modern Optiğin Babası”
olarak anılmış; mikrobun ilk tarifini Akşemsettin, Louis Pasteur’den tam 400
yıl önce yapmıştır. Bunlara daha sayısızca örnek ekleyebiliriz. Avrupa
Medeniyeti Ortaçağ’ı yaşarken Türk-İslam Medeniyetinde bir çok gelişme
yaşanmıştır.
Bilim insanları sadece kendi
bulundukları coğrafyaya katkı sağlamamış, diğer coğrafyalara da etki
etmişlerdir. Örneğin; İbni Sina’nın yazdığı tıp kitabı yıllarca Avrupa’daki
üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur. İbni Rüşt, Aristo’nun
kitaplarını tercüme ederek Avrupa Medeniyeti’ne Aristo’yu tanıtmıştır.
Bizim medeniyetimiz birçok bilim insanı
yetiştirmiştir. Sadece Batılılara özenerek yaşamak ecdadımıza yapılan büyük bir
haksızlıktır. Diyeceksiniz ki hep eskilerden bahsediyorsun günümüzde yapılan
çalışmalar yok mu? Tabi ki var.. Biraz da günümüzden bahsedelim: Aziz Sancar
DNA 1’lerin nasıl onarıldığı ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu
haritalandıran çalışmaları ile 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü aldı. Burçin
Mutlu Pakdil 2017 yılında nadir görülen bir eliptik galaksi keşfetti “Burçin
Galaksisi” ve adını dünyada en önemli 10 kadın bilim insanı arasına yazdırdı.
Azerbaycan’ın Karabağ topraklarını kurtarmasında etkili olan ve Türk Savuma
Sanayi’nde dışa bağımlılığı azaltan insansız hava araçlarını üreten Selçuk
Bayraktar. Halil İnalcık “Tarihçilerimizin Kutbu” vardı birkaç sene önce
kendisini kaybettik. Allah rahmet eylesin. Ve adını yazamadığım daha niceleri..
Büyük bir medeniyete sahibiz ve
medeniyetimize sahip çıkmak zorundayız. Kendimizi geliştirmek için diğer
medeniyetleri araştırıp öğrenmeliyiz. Bunu sadece Batı iyidir, en doğrusu
onlardadır diye kabullenmek yaptığımız en büyük hatadır. Çünkü; dünyanın en gelişmiş
ve en büyük medeniyetlerinden birinin evlatlarıyız. Evladı olduğumuz
medeniyetimizi ihanet emek bizlere yakışmaz.
Yorumlar
Yorum Gönder